Doğruluk Üstüne

Osman ZIYA

Akl-ı selim sahibi ulu kişiler, en büyük keramet istikamettir, demişler. İstikamet; dosdoğru olmaktır. Dosdoğru olmanın birinci şartı doğru yolda olmaktır. Yolu yöntemi yanlış olan kişi kati surette doğru olamaz. Hedef ne kadar meşru ise hedefe giden yol da en az o kadar meşru olmalıdır.

Doğruluk, iyi insan şiarıdır. Müslümanlar için doğru yol, sırat-ı müstakimdir. Yani Kur’an ve sünnet yoludur. İnsanlığın en büyük mürşitleri peygamberlerdir. Bütün peygamberlerin ortak vasfı sıdk/doğruluktur.

Doğru kişi, eleştirilerden korkmaz, kınayanın kınamasına aldırmaz; hak bildiği yolda vakarla yürür. Doğru kişi, zoru görünce eğriliğe sapmaz, iftiraya, şantaja, hileye boyun eğmez. Münkire, münafığa kucak açmaz, zalime teslim olmaz.

Doğruluğu karakter edinen kişiler kale gibi sağlamdır. Sarsılır ama devrilmez, sendeler ama yıkılmazlar. Yorulur, yıpranır ama hak ve hukuktan vazgeçmez. Zalim ile işbirliği yapmaz. Hatta zalime meyleden dahi etmez. Pürde tilki, suda balık misali yol almayı asla kabul etmez.

Doğru kişi mutedildir. İfrat ve tefritten uzaktır. Mutedil olmak, hislerde, duygularda ve davranışlarda müstakim olmaktır. İnsan, ifrat veya tefrite düşerse, istikametini kaybeder. Orta yolu tutmak, istikamettir. Dindarlık gayretiyle de olsa, aşırılık asla doğru değildir.

Doğruluk kalpte başlar, dil de doruğa erişir. Kalbi ifsat olanın dili fesat saçar. Çünkü kalp, beden ülkesindeki tüm organların reisi, dil ise kalbin tercümanıdır.

Doğru kişi menfaatperest değildir. Ferdi çıkarları başkalarının hak ve hukukunu ihlal etmez. Kendi için istediğini başkaları içinde ister.Fırsat kollamaz. Kitabına uydurup çalıp çırpmaz. Doğru kişi hodkâm değildir; diğerkâmdır.

Doğru kişi kindar değildir. Hataları bağışlar. Yüreği sağlamdır. Sevgi ve şefkat doludur. Mahlûkata muhabbet besler.

Doğruluk, dürüstlük, takdir edileceği gibi büyük bir ciddiyet, hassasiyet ve gayret ister. Şu fani âlemde eğilmeden, bükülmeden, tavizsiz yaşamak her faniye kolay kolay nasip olmaz. Hakka, hakikate teslim olmak zordur. Hak ve hakikat üzere yaşamak daha da zordur. Şu kadar var ki, dosdoğru olmak, zorluğuna rağmen, imkânsız değildir.