Aşık Veysel, Bizim huzur ve gurur dünyamızdır

YAVUZ BÜLENT BAKİLER

Aşık Veysel 1973 yılında vefat etti. Demek, 46 yıldan beri çalıp söylemiyor. O, sadece Sivas´ın değil, milletimizin de yüz akı şairlerinden biridir. Daha doğrusu Aşık Veysel bizim sedef çerçeveli boy aynamızdır. O´nu, sadık yâri kara toprağa, uğurladığımız gün Sivas´taydım, kalkıp Sivrialan köyüne gittim. Orada gördüklerim, O´nunla ilgili hatıralarımı; Aşık Veysel isimli bir kitapta yazdım. Düşüncelerimi şimdi de açık açık belirtmek istiyorum: Aşık Veysel, Sivas´ta ve Türkiye´ de yeteri kadar okunan, tanınan bir şair değil. Bu hem milletimizin çok büyük bir bölümünün çok az okuyor olmasından, hem de Âşık Veysel´in alevi topluluğu içinde doğup büyümesinden kaynaklanıyor.Âşık Veysel Alevi idi. Aleviler soy bakımından, kesinlikle Türk boylarındandırlar. Din bakımından da kesinlikle Müslümandırlar. Ama ne kadar yazık; Türkiye´mizde Alevilik maalesef bilinmemektedir. Aleviliği -istisnalar dışında- Aleviler de Sünniler de yeteri kadar bilmemektedirler. Çünkü hem imparatorluk hem de Cumhuriyet Türkiye´sinde aziz devletimiz, Diyanet işleri Başkanlığımız, Alevilik üzerine katiyen ciddi bir eğitim yoluna gitmemişler, milletimize hâkim olan cehaleti ortadan kaldırmak için en küçük bir gayret göstermemişlerdir. Bu bakımdan hem Türk hem de İslam dünyasında, bin dört yüz yıldan beri, aptalca, ahmakça bir mücadele, bir çekişme, bir dövüşme ? sövüşme devam etmektedir. Bu çekişmelerin temelinde çok büyük bir cehalet yatmaktadır. Mesela:

Bizim Alevilerimiz iddia etmektedirler ki; ?Hz. Peygamberin vefatından sonra halife olmak hakkı Hz. Ali´nin idi. Fakat O, cenaze işleriyle meşgul olurken, bir takım kimseler ?allem- kalem ederek halifelik makamına Hz. Ebubekir´i getirmişlerdir.? Bu iddia tamamen yanlıştır ve önce Hz. Ali´ye büyük hakarettir. Çünkü Hz. Ebubekir 4 yıl, Hz. Ömer 10 yıl, Hz. Osman 12 yıl halifelik makamında kalmışlardır. Peki, bu 26 yıl içinde, Hz. Ali, neden o halifelere bir itirazda bulunmamıştır? Korkusundan mı sesini çıkarmamıştır? Bu milyon kere yanlış bir iddiadır. Alevilerimiz hem Hz. Ali´nin hem de Hz. Hüseyin´in şehit edilmeleri karşısında gözyaşı dökmektedirler. Ama hiç düşünmemektedirlerki, Hz. Ali´nin de Hz. Hüseyin´in de şehit edilmelerinde, milletimizin milyarda bir bile vebali, günahı, suçu yoktur. Çünkü Hz. Ali, İbni Mülcem isimli bir Arap tarafından şehit edildiği zaman, biz Türk milleti olarak, daha Müslüman bile değildik. Biz o melun cinayetten 350 yıl sonra Müslüman olduk. Keza, Hz. Hüseyin Kerbela´da Yezid tarafından şehit edildiğinde de biz daha Müslümanlığı seçmemiştik. Biz 950 yılında Müslüman olduktan sonra doğan çocuklarımızın milyonlarcasına; Ali, Hasan, Hüseyin isimlerini verdik de bir tek çocuğumuza Yezid ismini koymadık. Bir isim olmasına rağmen Yezid´i hakaret karşılığında kullandık. Bütün bu gerçeklere rağmen, 1400 yıldan beri Alevi kardeşlerimiz bizi Yezid diye suçlamakta, biz de onları kâfir diye bakmaktayız. Her iki suçlama da yerle gök arasını dolduracak kadar yanlıştır, iftiradır, zulümdür. Cehaletimizin sonucudur.

Âşık Veysel bütün bu yanlışları bilen, sazının tellerine tam bir Müslüman olarak vuran, şiirlerini tam bir İslam inancıyla yazan Alevi şairlerimizdendir. Şu mısralar Âşık Veysel´e aittir. Diyor ki;

Aslım Türk´tür, Elhamdülillah Müslüman

Şükür Amentü´ye etmişiz iman

Kalbime yakışmaz şirk ile gaman

Kalbimiz nur ile dolu sayılır?

Diyor ki;

Yezid nedir, ne Kızılbaş?

Değimliyiz hep bir kardaş

Bizi yakar bizim ataş

Söndürmektir tek çaresi.

Kur´ana bak, İncile bak

Dört kitabın dördü de hak

Hakir görüp ırk ayırmak

Hakikatte yüz karası?

Ben Âşık Veysel´i bir kitap hacminde yazdım. Veysel bizim büyük bir aydınlık dünyamızdır. Ama ne kadar yazık ki, Sivas Aşk Veysel´i tanımıyor. Çünkü O´nu okumuyor ve bilmiyor. Veysel´in ölümünden sonra, Hürriyet Gazetesi Sivas´a Veysel´in bir heykelini dikmek istedi. Ama Aleviliği ve Veysel´i bilmeyenler, Veysel´in heykeline şiddetle itiraz ettiler. Veysel´in heykeli o korkunç cehalet yüzünden, İstanbul´a Gülhane Parkına dikildi. Peki, sonra ne oldu, Sivas´ta meydana gelen o utanç yüklü, o dehşet verici Madımak faciası hep Aleviliği, Âşık Veysel´i bilmemek, okumamak yüzünden ortaya çıktı. Ölümünün 46´ncı yılında, O´nu derin bir minnetle ve rahmetle anıyorum. Mekânı cennet olsun.