Muhsin Başkanı Anlamak…

İbrahim ÇİTİL

Tarih 25 Mart 2009… Kara haberin geldiği gün… Daha dün gibi… Ama, aradan “tam 8 yıl” geçmiş…

Vefatının üzerinden tam 8 yıl geçmesine rağmen, gönüllerdeki sevgisi hiç azalmamış… Şüpheler hâlâ dağıtılmamış… Sorular hâlâ cevaplanmamış… Karanlıklar hâlâ aydınlatılmamış…

Kimden bahsettiğimi az çok tahmin etmişsinizdir. Ülkücülerin ve Alperenlerin Şehit merhum Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’ndan bahsediyorum….

Merhum  şehit Başkan’ın vefatının üzerinden tam 8 yıl geçiyor, ancak suikastın üzerinde ki sır perdesi daha aydınlanmadı… Bu sır perdesi uzadıkça, biz sevenlerini kahrediyor… Üzüntülere boğuyor…

Gerek İslam dünyasının, gerekse ülkemizin üzerindeki kara bulutlar dolaştıkça, siyasi kavgalar çıkmaza girdikçe, gün geçtikçe sevenleri onu daha çok aramaya ve yokluğunu hissetmeye vede iyi anlamaya başladılar… Günümüz Türkiye'si şartlarına bakınca 'ona ne kadar da ihtiyacımız varmış' diyoruz.

“Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız, doğru gideceğiz.’’ Muhsini tavırla adeta; Türk ve İslam dünyasının çimentosu, sigortasıydı. Sağdan, soldan her kesimin üzerinde birleştiği tek adamdı.

Çocukluğumdan beri şahsen yakından tanıdığım gönüllerin Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, sadece bir siyaset adamı kimliğiyle değil, aynı zamanda büyük bir vatansever ve kendisini davasına adamış bir kişilik olarak da Türk insanının sevgisini kazanmış, yaşadığımız asrın ‘’Alperen’’i idi. Büyük vefa adamı ve dava adamı idi.

Buğünkü gibi hatırlarım; haksız yere yaklaşık 6,5 yıl tutuklu kaldığı cezaevinden 8 Nisan 1987'de tahliye oluncaya kadar hep onunla ilgili konuşmaları dinledim, yazılanları okudum. O günün en çok okunan Tercüman gazetsindeki haberinde cezaevi çıkışında şöyle diyordu: ‘’Nerde Kalmıştık’’

Ne zaman birkaç dost bir araya gelsek, söz dönüp dolaşıp rahmetli Muhsin Başkana geliyor. Rahmetle, dua ile anıyoruz. Hollanda’daki ziyaretlerini, hoş sohbetlerini ve geçmişte yasanan guzellikleri anımsayarak buruk bir mutluluk yasıyoruz. Gercekleşmeyecegini bilerek, bir hayal kurar, Türkiye’nin yaşadığı krizde nasıl bir rol üstlenirdi diye…

Şehit Başkanın adının anıldığı dost sohbetlerinde; O’nu sevenlerinin hep içinde bir keşke var “keşke daha önceden tanısaydım, keşke daha çok görüşseydik, keşke ben de olsaydım o an yanında, …” diye ve “erken oldu be başkanım” serzenişlerini duyarız… Rahmetli Başkanın hasletlerini kendi kendimize anlatarak teselli buluruz…

Mart ayı gelince ve rakamlar 25. güne yaklaştıkça. Muhsin Başkanın acısı tazeliğini korur, yüreğimizi sızlatır. O’nun bir suikast neticesinde hayatını kaybetmesini kabullenmede zorlanırız. Yokluğunu ve eksikliğini en derinden hisseder, alışmaya çalışırız…

Onu yakından tanıyanlar ve birlikte mecliste bulunan dostları onun hakkındaki düşüncelerini, değerlendirmelerini şu sözlerle dile getiryorlar: ‘’Muhsin Yazıcıoğlu iyi bir Müslüman, sağlam bir vatanseverdi. Kişiliği, karakteri, siyaset üslubu ve ilkeli duruşuyla milletimizin yetiştirdiği örnek şahsiyetlerden biri oldu. İnandığı değerler uğruna mücadele ederken ciddi badireler, sıkıntılar yaşadı. Buna rağmen ilkelerinden ve değerlerinden asla taviz vermedi.’’

Türk siyaset tarihimizin en önemli liderlerinden, parti başkanlarından ve şahsiyetlerinden merhum şehit Muhsin Başkanın sloganlaşan güzel sözlerinden bir kaçını sizlerle paylaşmak istedim:

“Kim Allah’ın rızasına uygun hareket ediyorsa, o bizdendir. Kim Allah rızasından uzaksa bizim dışımızdadır.”

‘’Vatan aşkı maya gibidir. Sütü bozuklarda tutmaz.’’

‘’Vatanı sevmenin çilesini biz çektik, edebiyatını onlar yaptı.’’

“Milliyetçilik, bir milletin kendini millet yapan değerlerle var olma iradesidir.”

‘’Hayat böyledir dostum geçer beklemekle. Ümitlerin bittiği yerde abdest al ve sabahı bekle.’’

Gençliğim dedim, “Ver” dediler. İstikbalim dedim, “Yok” dediler. Kanım dedim, “Dök” dediler. Canım dedim, “Milletin” dediler. Sevdim dedim, “Suçtur” dediler. Ve çığlıkla yarıldı karanlık; sevgimi çarmıha gerdiler.”

“Bir hayalim var: Bütün vatandaşlarımızın, ayyıldızlı bayrağın altında şerefle yaşadığı bir Türkiye hayal ediyorum. Bir hayalim var: Başını örtenle, açanın aynı üniversitede yasaksız, kavgasız kardeşçe yaşadığı bir ülke hayal ediyorum. Bir hayalim var: Kürt-Türkmen, Alevi-Sünni ayrımı olmadan, zengin-fakir ayrıcalığı görülmeden imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir Türkiye istiyorum. Kısacası; Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar kaynaşmış, güçlü bir Türk dünyası hayal ediyorum. Büyük bir Türkiye hayal ediyorum.”

Rahmetli Muhsin Başkanı yakından tanıyan halk şiirimizin büyük ustası rahmetli Abdurrahim Karakoç Üstadımızın O’nun için yazdığı köşe yazısını da sizlerle paylaşmak istedim. İstedim çünkü, okuduğunuzda …

Muhsin Yazıcıoğlu için

O, gerçek bir “başkan” idi…Partizanlık sebebiyle uzağında duranlar bile, saygılı şekilde, samimi olarak “Muhsin Başkan” derlerdi…Hakkında: “Yanlış yapıyor… İyi bir adam değildir” diyene rastlamadım.Ayağa dolaşan ıvır/zıvır başkanlardan olmadı asla…Takva sahibiydi, tevazu sahibiydi, sabır ve teenni sahibiydi…Kendisi gönüllerde taht kurdu amma, kurduğu parti rağbet görmedi…Çünkü o, yalan vaadlerle halkı aldatmadı… Tatlandırılmış yalan şerbeti içirmedi kimseye… Aksine kendi çektiği çilelerin saf iklimine çağırdı herkesi…BBP’yi beraber kurmuştuk… Bir gün kendisine: “Başkanım muvaffak olamazsın” dedim…Sebebini sordu ve açıkladım:Senin iki yüzün de Yunus Emre… Keşke bir yüzün Yavuz Sultan Selim olsa…Sadece tebessüm etti…

Kısacık ömrüne Türk Milleti için uzun ve meşakkatli hizmetler sığdıran merhum şehit Muhsin Başkanı bir defa daha özlemle, hasretle, minnetle ve rahmet ile anıyorum Yüce Allah'tan tüm sevenlerine sabır diliyorum. Türk milletinin başı sağ olsun.

Share